|
|
KIBRIS
MESELESİ NEDİR?
1571 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilen Kıbrıs Adası, 93
Harbi'nde Osmanlıların Ruslara yenilmesi üzerine, Rus Çarlığı'nın
ilerlemesine mani olmak ve İngilizlerin desteğini sağlamak amacıyla
İngiltere'ye geçici olarak terk edilmiştir.
Osmanlıların I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri yanında girmesini
fırsat bilen İngiltere, Ada'yı 5 Kasım 1914'te ilhak ve Lozan'da
Türkiye Cumhuriyeti tarafından bu ilhakın tanınmasından sonra, 1925
yılında Ada'nın statüsünü değiştirerek burayı sömürgesi ilan
etmiştir. Bu gelişmeleri Kıbrıslı Rumlar Enosis yani Ada'nın
Yunanistan'a katılması için bir merhale olarak değerlendirerek el
altından faaliyetlere başladılar.
1950'de Kıbrıs Başpiskoposluğuna III. Makarios'un seçilmesi, Ada'da
Enosis akımının gelişmesine ve bu yönde faaliyetlerin iyice
artmasına yol açmıştır. Rumlar Enosis'i gerçekleştirebilmek için
1955 yılında EOKA tedhiş örgütünü kurarak, Kıbrıs Türklerine karşı
faaliyetlere başladılar. Bu baskı karşısında Kıbrıs Türkleri 1957'de
Türk Mukavemet Teşkilatını kurmak zorunda kalmışlardır.
Kıbrıs'ta yaşanan olayları yatıştırmak, Ada'da sükuneti sağlamak ve
bölgenin statüsünü belirlemek amacı ile 1959 yılı içinde
gerçekleştirilen Zürich ve Londra Andlaşmaları'ndan hemen sonra 16
Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Bunun
yanısıra Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'ye de Kıbrıs Cumhuriyeti
üzerinde garantörlük hakkı verilmiştir. Fakat Kıbrıslı Rumlar bu
gelişmeleri de hep Enosis'i gerçekleştirmek için birer aşama olarak
değerlendirdiler.
1963-1964 ve 1967 yıllarında Ada'da kanlı olaylar yaşandı ve bir çok
Türk acımasızca katledildi. Türkiye'nin faaliyetleri Rumları biraz
frenledi ise de durduramadı. Bunun üzerine 28 Aralık 1967'de Kıbrıs
Geçici Türk Yönetimi kuruldu. 1974'de Ada'da Makarios'a karşı
gerçekleştirilen darbeden sonra EOKA'cı Nikos Sampson'un öncülüğünde
Kıbrıs Helen Cumhuriyeti ilan edildi. Bölgede tekrar hareketlilik
baş göstermesi üzerine Türkiye garantörlük hakkını kullanarak 20
Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekâtı'na başladı.
Soruna diplomasi açısından çözüm getirmek amacı ile yapılan, bir
anlamda barış görüşmeleri şeklinde tanımlayabileceğimiz
girişimlerden olumlu sonuç çıkmaması üzerine 14 Ağustos 1974
tarihinde II. Barış Harekâtı gerçekleştirildi. Rumların uzlaşmaz
tutumlarının devam etmesi karşısında Kıbrıs Türkleri 13 Şubat
1975'de Kıbrıs Türk Federe Devletini kurdular daha sonra ise 15
Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilan ettiler.
Enosis'e kapalı önerilere yanaşmayan Rumların devamlı surette zorluk
çıkarması ve her şeyden önemlisi geçmişte yaşanan olaylardan dolayı
Türk kesiminin Rum toplumuna güvenmemesi,karşı tarafın geçmişteki
suistimallerini de göz önüne alarak Türk tarafının en ufak bir
tavize dahi yanaşmaması uzun bir süreden beri bir takım kesintilerle
de olsa sürdürülen toplumlararası görüşmelerin sonuçsuz kalmasına
yol açmaktadır.
Bu arabuluculuk girişimlerine Birleşmiş Milletler ön ayak olmakla
birlikte, söz konusu girişimler çerçevesinde BM'in pek de tarafsız
davranmadığı, 26 Kasım 1992'de Butros Gali'nin hazırladığı rapor
doğrultusunda alınan 789 sayılı karar ile ortaya çıkmıştır. Bu
kararla; Ada'da iki halkı eşit kabul etmeyen; Rum tarafının Ada'da
hakimiyetine olanak sağlayan; Türk tarafının tek yanlı toprak
vermesini isteyen; Ada'nın ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini 20
yıldır sağlayan TSK'nin Kıbrıs'tan çekilmesini öneren ve buna
paralel olarak Türklerin güvenliğini ortadan kaldırmaya yönelik bir
tutum sergilenmiştir.
Oysa ki Türk tarafı isteklerini oldukça açık, basit ve net bir
şekilde ifade etmektedir. Türk tarafı iki toplumlu, iki kesimli
federal çözüm; iki toplum arasında güven ortamını arttırmaya yönelik
önlemlerin acele edilmeden, bir oldu-bittiye getirilmeden müzakere
yolu ile belirlenmesini; iki taraf arasında itham edici ve siyasi
havayı bozacak beyanlardan kaçınılmasını; federal cumhuriyetin
askersizleştirilmesini; AB üyeliği konusunda iki tarafın ortak arzu
ve iradesiyle hareket edilmesini istemektedir.
|